TÜRKİYE İŞTE..!

Türkiye'nin Kürt politikasının geldiği son nokta işte.
Treni kaçırmış ve noktayı koymuş bir Türkiye. Kaybedenin kendisi olduğunu bilemeyecek kadar "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesinden uzaklaştırılmıştır!
2024 yılında ATATÜRK olsaydı eğer yanıbaşımızda ki Kürtlerin kaderine ve sıfatına karışmaz, onlarla siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel işbirliği içinde olur ve  içimizdeki Kürtlerle birlik beraberlik, eşit hak ve özgürlüklerin pekiştirdiği aidiyet duygusu yüksek, atandaşlık bağları "Çelikten"  yaratılışmış bir Toplum yaratırdı.
Hatta Atatürk o kadar Zekidir ki, yanıbaşımızda ki Kürtleri emperyalizmin ileri karakolu İsrail'e ve yobaz Araplara karşı bir SET olarak kullanırdı!
"Kürtleri asıl düşmana kaptırırsan treni kaçırmış olursun! " 
Aslında büyük İsrail projesi olan BOP'un eşbaşkan olduğunu iddia edenlerden zaten farklı bir Kürt politikası da beklenemezdi.
İlginç bir paradoks! Selahattin Demirtaş hapiste ve HÜDAPAR dışarıda! Adam "Ahmaklara anlatır gibi söylüyorum" diyor. "Anayasanın ilk dört maddesi Olmasın istiyoruz" diyor!
Devlet Bahçeli ilk dört maddeye dil uzatacak babayiğit ararken ve aradığı yanıbaşında duruyorken!
Türkiye omurgasını kendisi kırmış ve de ayakta olduğunu sanan bir ülke olmuş. Ama yazık ki bundan haberi olmayan bir Türkiye işte...
Aslında noktayı daha önce Kürt siyasi hareketi koymuştu aslında; Gereksizce, umursamazca ve sonunun nereye varacağını tahlil etmeden ...
1991 yılı genel seçimleri öncesi SHP - HEP ittifakı ile meclise 22 Milletvekili ile giren Kürt siyasi hareketi Kürtçe yemin etmek ile ne kazanacağını ve de ne kazandıracağını öngörmüştür?
Yine HEP kongresinde Türk bayrağı indirilip Apdullah Öcalan resmi asmakla ne kazanmıştır?
Osmanlıdan bu güne süregelen bu sorun neden halen devam etmekte?
1920'de kurulan ilk Mecliste Lazistan ve Kürdistan Mebusları vardı .
Milli Mücadele yıllarından sonra 1923'de halklardan Millet olmayı başarmış Türkiye Cumhuriyetinde çatısı "Türkiye Vatandaşlığı" olan anlayış ve anayasa ile devam edildi ve Milli Birlik içinde olma Ülküsü hüküm sürdü.
1980'de Kenan Evren "Kürt diye bir şey yoktur. Onlar dağ Türküdür. Bu, Güneydoğu'daki insanlarımızın, dağlarda karda yürürken ayaklarından çıkan kart kurt diye seslerden oluşmuş bir kavramdır. Onun için bu isimle anılmışlardır." dedi . Üstelik bunun için mahkeme kararı çıkardı. 
Diyarbakır cezaevi işkenceleri ve köylüye dışkı yedirmeler ile devam eden yıllar.
Ve de elbette 1980 - 1984 arası ve sonralarında Öldürülen, çoğu Apocular tarafından katledilenn Kürt Gençleri. Demokrat , Aydın, Barış yanlısı binlerce Solcu Kürt genci.
Ve sonra zaten halen devam eden gereksiz ve anlamsız bir çatışma ortamı.
Bir gazete köşesine sığmayacak satırlarla anlatılacak bu acı ve talihsiz hikaye gereksiz bir çatışma ile devam etmekte 
Bence PKK çok önceden silah bırakmalıydı! Elbette li "Mertçe bir Uzlaşı" ile!
Ankara'da kırmızı halı ile karşılanan Salih Müslim neden üç gün sonra Hain ve Terörist ilan edildi?
Evet, Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesi çok derin hikayedir. Bunu idrak edememek ve bu anlamda politikalar üretmeye devam edememek 70 yıldır Türkiye Cumhuriyetinin talihsizliğidir.
Tren tekrar ortak bir nokta koymak ile yakalanacaktır. Bizim öncelikli amacımız vagonları çelik ile bağlanmış Bağımsızlık Trenimiz olacaktır ...
Atatürk 2024 yılında olsaydı eğer, bağımsızlığımız için gerekli olan Gücü içteki ve dışımızdaki Kürtler ile oluştururdu ...
Ama gel gör ki yeni Türkiye işte...