Devlet Bahçeli'nin kendisine sormak isterdim; Sayın Bahçeli son günlerin en önemli gündemi olan terörist başı Öcalan açılımında ne kadar samimisiniz?
Bakıldığında Türkiye siyasetinde son dönemleriniz denilebilir. Yaşınız itibariyle uzun yıllar etkili ve Belirleyici olabilecek pozisyonunuz uzun süre daha devam etmeyecek!
1000 yıldan fazla olan Türk, Kürt kardeşliği, 100 yıldan fazla süren olumsuz ve acılı pürüzler içeren bir hal ile de devam etmekteyken… Yani Kardeşliğin olumluluğunu zedeleyen ayrıntılar ile.
Ben sizde şöyle bir potansiyel görmek isterdim, siyasi yaşamınızın son döneminde Türkiye siyasi tarihine damga vuracak güçte ve samimiyette olmanızın potansiyeli. Hiçbir koşula ve gizli beklentiye bağlı olmadığını ispat edecek bir devlet adamlığı portresi içinde görmek isterdim sizi açıkçası.
Ben bu pürüze bir Kürt kökenli, sosyalist bir Türk vatandaşı olarak, sadece insan olmayı öncelemiş bir vatandaş olarak şöyle baktım hep; Çok uzamaması gerek bu işin. Sonunda helalleşmek, yani bir şekilde uzlaşmak gerek diye baktım hep…
Çünkü ortada bir gerçek var ve bu gerçeğin taraflarının yıllardır çözemediği bir gerçek bu!
O gerçek şudur: “Yurtta Sulh Cihanda Sulh”
Biliyorum ki özünde, sosyolojik, felsefi ve de milli duygularla baktığımda Atatürk, Türk ve de Kürt vatandaşlarının milli kahramanıdır. Bunu hiçbir Kürt inkar edemez ve de bunu kabul etmemesinin hiçbir gerekçesi yoktur ve olamaz da!
Ülkücülük Atatürk ilke ve inkılaplarından uzak değildir. Deniz Gezmiş, Atatürk'ün tam bağımsızlık yolundan gitmiştir ve de Atatürk'e hiç uzak değildir. Bununla beraber asılmadan önce “Yaşasın tam bağımsız Türkiye ve de yaşasın Türk ve Kürt Halklarının kardeşliği” diye haykırmıştır!
Ben hep kan dökülmesine, yani Misak-ı Milli sınırları içinde bir Kürt devleti kurulması amacı ile kan dökülmesine hep karşı idim.
Türkiye'nin hamiliği ve abiliği ile sınırlarımız dışındaki Kürtlerin sıfatı konusunda da halen düşünmekteyim, düşünürken de tavsiye edebilir bir boyuttayım.
Çünkü İsrail ve de ABD güdümlü bir "Sıfat" Bize yaramaz!
Dolayısıyla sadece Öcalan ile konuşmak da yetmez demek istiyorum.
Olamaz mı?
Mesela, sayın Devlet Bahçeli'den şunu beklemek isterdim; Ülkücüleri, Türk ve Kürt solunu ve de hatta legal Kürt milliyetçilerini en azından bu konuda ılımlılaştırmasını, uzlaşmalarını, kabul edilebilir şartlar ile buluşmalarını sağlamasını isterdim. Bu olamaz mı?
Bence en azından bu olgunun içinde olmaları çok güzel olur, sonra ne kadar ayrışmalar içinde olurlarsa olsunlar!
Bunu keşke bir devlet adamlığı örneği ile Türkiye siyaset tarihine geçirebilse sayın Bahçeli.
Şucu Bucu, şuralı buralı olmanın hiçbir önemi yok benim için. Hiçbir zaman olmadı.
Türkiye Cumhuriyetinde bilinçli bir insan olmayı önceledim hep. Tam Bağımsız Türkiye ülküsü ile…
4.Murad’ın Bağdat seferinde bölgede ki tek Osmanlı Padişahı mührünü taşıyan, Sarıkamış Harekatında, Allahuekber dağlarında şehitler veren ve Cumhuriyetin ilk yıllarında da Kürt isyanlarına katılmayan Kürt kökenli bir aileden gelen ben bu milli mirası devralarak konuşuyorum.
Dedem Kürt isyanlarına katılmadığı için isyancılar tarafından zehirlenerek öldürülmüş, ölmeden önce Sarıkamış destanında katkılarından dolayı Atatürk'ten teşekkür mektubu almış ve öldüğünde vücudunda Sarıkamış'tan kalma mermiye sahip bir ecdattı.
Böyle bir insan olan ben, sayın Bahçeli'ye sormak isterdim: “Olamaz mı? İçimizdeki ve de hemen yanı başımızda ki Kürtler ile Sulh olamaz mı?”
1000 yıl daha uzun güven içinde sürecek olan bir Sulh…
SON YAZILAR